Ev sahibi–kiracı ilişkilerinde tartışmalar sürerken, İstanbul’dan dikkat çeken bir karar çıktı. Mahkeme, kira ödemelerini aksatan kiracılar için kritik bir sınırı net şekilde ortaya koydu. Aynı kira yılı içinde iki kez haklı ihtar alan kiracının, borcunu sonradan ödemesi tahliyeyi engellemedi.

Son yıllarda kira anlaşmazlıklarında sıkça görülen bir durum, bu kararla yeniden gündeme geldi.
Kiracılar genellikle icra süreci başladıktan sonra borcu ödeyerek tahliyeden kurtulabileceklerini düşünüyordu. Ancak İstanbul’da görülen bu dava, bu yaklaşımın her zaman geçerli olmadığını ortaya koydu.
Karara konu olayda, kira sözleşmesi devam ederken kiracı ödemelerini aksattı. Bunun üzerine ev sahibi, farklı aylara ait kira borçları için iki ayrı icra takibi başlattı.
Mahkeme, Türk Borçlar Kanunu’nun 352/2. maddesinde yer alan “iki haklı ihtar” hükmüne dayanarak tahliye kararı verdi. Bu maddeye göre, aynı kira yılı içinde yapılan iki haklı ihtar doğrudan tahliye sebebi sayılıyor.

Davanın en dikkat çeken yönü ise kiracının borcunu sonradan ödemesine rağmen tahliye edilmesi oldu.
Mahkeme, ihtarların haklı olduğuna hükmettiği anda tahliyenin kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Böylece “sonradan ödeme yaparak evde kalma” beklentisi hukuken geçerliliğini yitirdi.
Karar yalnızca tahliye ile sınırlı kalmadı.
Geciken kira bedelleri için faiz uygulanabileceği
Yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin kiracıya yüklenebileceği
da hüküm altına alındı. Bu durum, kiracılar açısından mali yükü daha da artırıyor.
Uzmanlara göre bu tür davalarda süreler belirleyici rol oynuyor. Ev sahibinin, iki haklı ihtarın bulunduğu kira yılının bitiminden itibaren bir ay içinde dava açması gerekiyor.
Bu süreye uyulması halinde tahliye süreci hızla sonuçlanabiliyor.